Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
Back To Home Page
Küresel Isınma - Globwarm..!!!
Küresel Isınmanın Zararları
Son yıllarda, özellikle Avrupa'da görülmeye başlayan yoğun sıcak hava dalgaları, fırtınalar, seller, kuraklık ve diğer olağanüstü hava koşulları tarımdan sanayiye kadar insan yaşamının bir çok alanın olumsuz yönde etkiliyor. Bütün bu gelişmelerin küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıktığını savunan bilim adamları, bu ve benzer değişimlere uyum sağlanamadığı taktirde insan sağlığı ve yaşamı üzerine sonuçları son derece korkutucu olan boyutlara varabileceğini belirtiyorlar. Uzmanlara göre, küresel ısınmanın en önde gelen nedeni ise sanayinin hızlı gelişmesi. Bu yolla doğaya bırakılan gazlar, atmosferin yapısını tamir olunmaz bir şekilde değiştiriyor.

Atmosferdeki karbon dioksit ve diğer sera gazlarının artmasının ulaştığı birikim düzeyi, sanayi devriminden bu yana hızla yükseldi.

Avrupa Çevre Ajansı'nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı bir rapor da bu görüşleri destekler nitelikte. Rapora göre, atmosferdeki karbondioksit oranı, 420 bin yıldan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Bu sanayi devriminden beri de yüzde 34 oranında arttığı anlamına geliyor. Kuzey Avrupa'da yaşanan daha ılıman iklim ve güneyde görülen kuraklık, bazı bölgelerde tarımı tehdit ediyor. Daha sık ve daha yoğun yaşanan sıcak dalgaları ise yaşlılar ve hastaların sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratıyor. 2005'de İsviçre Alpleri'nde eriyen buzulların dörtte üçü yok olacak. Deniz seviyesi de yükselecek. Tüm bunlar, son 50 yılda karbondioksit gazlarının salınımı sonucu meydana gelen küresel ısınmayla ilgili elde bulunan somut deliller. İklimdeki değişimlerin ne kadar yıkıcı olacağı, 2002'de meydana gelen sellerden ve 2003 yaz aylarında gelen sıcak dalgasından açıkça görüldü.



Avrupa hızla ısınıyor
Küresel ısının her on yılda 0.2 derece arttığı biliniyor, ancak Avrupa küresel ortalamadan daha hızlı ısınıyor. Son yüz yılda ortalama ısı 0.95 derece santigrat artmış durumda. Bu yüzyılda ise ısınmanın 2-6.3 arası artması bekleniyor.

Avrupa Çevre Ajansı'nın raporuna göre, iklim değişikliğinin Avrupa'daki etkileri şöyle: 1980'li yıllarda yaşanan felaketler sel, fırtına, sıcak dalgası ve kuraklık iken, 1990'lı yıllarda iklim bağlantılı afetlerin sayısı ikiye katlandı. 2003'te tür olayların ekonomik kaybı 11 milyar dolara yükseldi. Avrupa'da her yıl yaşanan sellerin sayısı da, bundan etkilenen insan sayısı da yükseliyor. İklim değişikliği Avrupa'nın çeşitli yerlerinde bazı canlıların nüfusunun azalmasına yol açtı. Bazı bitkiler neredeyse yok oldu ya da olmak üzere. Örneğin geçtiğimiz günlerde Floransa'da düzenlenen Uluslararası Jeoloji Kongresi'ne katılan bilim adamlarının açıkladıkları raporlara göre, 50 yıl içerisinde Chianti şaraplarıyla ünlü Toskana bölgesinde yetişen üzüm çeşidi ısının artması nedeniyle tadını, rengini ve kokusunu kaybedecek.

Avrupa Çevre Ajansı'nın yayınladığı raporda yer verilen diğer bilgiler ise şöyle: Avrupa'nın dokuz buzul bölgesindeki buzullar son 5000 yılın en düşük seviyesinde. Avrupa'da deniz seviyesi geçtiğimiz yüzyılda, yılda 0.8-3 mm yükseldi. Bu yüzyılda ise yükselişin 2-4 katı hızla olacağı tahmin ediliyor. 2080 yılında Avrupa'da kış mevsiminin tamamen yok olacağı, onun yerine sıcak yazları, kuraklığın ve ağır sağanakların geleceği tahmin ediliyor.

Küresel sera gazı salımlarını azaltmaya yönelik yasal yükümlülükleri belirleyen ve Aralık 1997 tarihinde düzenlenen Kyoto Protokolü'nün bugüne kadar yürürlüğe giremeyişi de küresel ısınmanın önemli nedenlerinden birisi. Protokolün yürürlüğe giriş şartlarından birisi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf olan en az 55 ülkenin imzasının gerekliliği. Ancak bu rakamın bulunması da yetmiyor.

Bu 55 ülkenin arasında, gelişmiş ülkelerin 1990 yılı toplam karbondioksit salımlarının en az yüzde 55'inden sorumlu sanayileşmiş ülkelerin de bulunması gerekmekte. 1990 yılı karbondioksit salımlarında yüzde 36.1 gibi büyük bir paya sahip olan ABD, Mart 2001'de ülkesinin ekonomik çıkarlarına olumsuz etkisi olacağını ileri sürerek KP'ye taraf olmayacağını açıkladı. Bu açıklamayla, geleceği tehlikeye giren Kyoto Protokolü'nün, ABD olmadan da yürürlüğe girebilmesi için uluslararası topluluğun çabaları sürmekte. Bu noktada, 1990 yılı karbondioksit salımlarında yüzde 17.1'lik paya sahip olan Rusya'nın, protokolü onaylaması, Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girebilmesi bakımından çok önemli görülmekte. Ancak, ekonomik ve politik nedenlerle Rusya da imza atmak konusunda son derece isteksiz davranıyor.


Türkiye felaketin neresinde?
Greenpeace Akdeniz, Türkiye Enerji Kampanyası Sorumlusu Özgür Gürbüz, küresel ısınma sorununun bugün ve gelecek dönemde Türkiye'ye nasıl etkileyeceği konusunda şunları söylüyor:

"Küresel ısınma tehdidi birçok ürünün yetişememesi, zaten zor durumda olan tarım sektörünün bir başka darboğaza gireceği anlamına geliyor. Gelişmiş ülkeler küresel ısınma yüzünden meydana gelecek zararları en azından maddi olarak karşılama hazırlığı içindeyken, Türkiye'de bunun sektörel bir kriz olacağını öngörmek çok zor değil. Özellikle topraktaki nem oranının düşmesi, yüzde 29 oranında bulunan ekilebilen topraklarımızı daha da azaltacak. 2003 yılında Avrupa ile beraber en sıcak yazlarından birini yaşayan Türkiye, bir yıl sonra İstanbul'da, son 50 yılın en soğuk kışını ve son 10 yılın en şiddetli yağışlarına şahit olacak. Ani hava değişimleri, uçlarda gezen sıcaklıklar giderek günlük hayatımızın bir parçası olacak."

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise, Türkiye için gelecek senaryolarını anlatırken şu bilgileri veriyor: "Hükümetler arası İklim Değişim Paneli (IPCC) Küresel İklim Modelleri ile yapılan projeksiyonlara göre, 2030 yılında Türkiye'nin büyük bir kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. Türkiye'deki sıcaklıklar kışın 2 derece, yazın ise 2 ila 3 derece arasında bir değerde artacak. Yağışlar kışın yüzde 10'luk bir artış gösterirken yaz mevsiminde yüzde 5 ile 15 azalacak. Ayrıca yazın toprak neminin de yüzde 15 ile 25 arasında bir değerde azalacağı tahmin ediliyor. Akdeniz havzasındaki su seviyesinde 2030 yılına kadar 18 cm - 12 cm'lik, 2050 yılına kadar 38 cm - 14 cm'lik ve 2100 yılına kadar 65 - 35 cm'lik bir yükselme görülecek."


Sağlığımız tehdit altında
İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan ve insan sağlığını tehdit eden sorunları söyle anlatıyor: "Küresel ısınmayla birlikte ortaya çıkan ani hava değişimleri insan sağlığını bire bir etkilemekte. Yaz aylarında görülen normal üstü sıcak dalgaları kalp ve damar hastalıklarında patlamalara neden oluyor. Yine kalp ve damar sisteminin etkilenmesinden kaynaklanan felçlerin artığını görüyoruz. Örneğin İstanbul'da normal şartlarda yaz aylarında kalp krizi görülme sıklığının 1 değerinde olduğunu kabul ettiğimizde, ani sıcak dalgalarının olduğu dönemlerde bunun 4'e çıktığını görüyoruz. Bunun yanında solunum sisteminde de ölüme varan sorunlar ortaya çıkmakta. Küresel ısınmanın dolaylı etkileri de insanları etkileyebiliyor. Örneğin bu nedenle ortaya çıkan sel baskınları, kasırgalar gibi felaketler insanları evsiz, yiyeceksiz bırakıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporlarına bakıldığında bu gibi nedenlerle dünyada açlık çeken insanların sayısında bir artış olduğunu gözlemleniyor. Bunun dışında bizlerin vektör olarak tanımladığımız ve insanlara diğer canlılardan geçen hastalıkların görülme sıklığındaki artış da bir tehlike olarak karşımızda duruyor. Bunların başında sıtma geliyor. Sıtma daha çok tropikal bölgelerde görülen bir hastalıkken, dünyada bunun görülme dağılımında son dönemde dikkate değer bir değişme olduğu gözlemleniyor. Yapılan çalışmalar sonucunda kökü kazınmış olan hastalığın, o bölgelerde yeniden ortaya çıktığını görüyoruz."
Küresel Isınmayı Yavaslatmak Için Neler Yapabiliriz

Uzmanlar, küresel ısınmayı yavaşlatmak için 10 yıl kaldığı konusunda uyarıyor. Küresel ısınma, tüm dünyayı olduğu gibi, Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Daha şimdiden kuraklık tehdidi baş gösterdi bile… Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWW-Türkiye), bireysel olarak uygulayabileceğimiz basit ama etkili önlemler konusunda yol gösteriyor.


Küresel ısınmaya karşı basit önlemler:
1. Su
Tatlı su, yeryüzünde yaşamın sürekliliği için en temel gereksinimdir. Yeryüzünün yüzde 70'i suyla kaplı olmasına karşın, bunun yüzde 97'si deniz suyudur. Yüzde 2'si kutuplarda buzul halindedir. Sonuç olarak, tüm dünyada içilebilir su miktarı varolan kaynakların yalnızca yüzde 1'idir.

Bu kaynaklar, artan dünya nüfusu, kalkınma ve yatırım kararları nedeniyle giderek tükenmektedir. Kalkınma programları, tatlı su kaynaklarının sürekliliğiyle uyum içinde yürütülmedikçe, doğaya verilen zarar artacaktır.

Su döngüsü ve onu destekleyen ekosistemler, suyu arıtarak ve geri dönüştürerek insanlar, hayvanlar ve bitkiler için hazır hale getirir. Ancak günümüzde en çok bozulmuş habitat türü tatlı su ekosistemleridir. Türkiye'de son 40 yıl içinde 1 milyon 300 bin hektar sulak alan kurutulmuş ve tahrip edilmiştir. Bu da Van Gölü'nün üç katından fazladır.

Türkiye'nin tüm kullanılabilir su varlığı 110 milyar metreküptür. Tuna Nehri'nin Karadeniz'e bir yılda 206 milyar m3 su boşalttığı göz önüne alınırsa, sanılanın aksine, ne kadar su fakiri olduğumuz anlaşılacaktır.

•Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. İçinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanın.
•Dişlerinizi fırçalarken, bulaşık yıkarken ya da traş olurken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur.
•Tek bir kişi yılda ortalama 49 bin 140 litre suyu tuvaletlerde tüketir. Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre yüzde 60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadır.
•Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye tuvalete asılan maddeleri kullanmayın. Bunlar kanalizasyona karışarak kirliliğe sebep olur.
•Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözülmesini sağlayan yararlı bakterileri öldürür. Çamaşır suyunu olabildiğince az kullanın.
•Bozuk musluklardan ve tuvaletlerden sızan su, evinizdeki toplam su tüketiminin yüzde 5'i kadardır. Akan tesisatınızı onarın.
•Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanın.
•Bahçenizi sulamak için, buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.
•Arabanızı yıkarken kova ve sünger kullanın. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.
•Musluklara ve duş başlıklarına takılan ve su akışını azaltırken basıncı artıran yeni sistemleri edinin.
•Suyu kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanın.

2.Tarım ve gıda
•Organik tarımla elde edilen ürünleri seçin. Organik tarımla elde edilen sebzeler diğerlerine göre daha fazla yararlı madde içermektedir.
•Uluslararası sertifikaları olan organik tarım ve hayvancılık ürünlerini tüketerek sürdürülebilir üretimleri destekleyin, organik tarımın yaygınlaşmasına katkıda bulunun.
•Günlük gıdalarınızı seçerken mümkün olduğu kadar yaşadığınız yörede ve bulunduğunuz mevsimde yetişen taze besinleri tercih edin. Bu hem sizin sağlığınız hem de çevre açısından en doğru yaklaşımdır.
•Doğal koşulları zorlamadan ve değiştirmeden elde edilen ürünlerle beslenerek hem kendinize, hem de çevreye verilen zararın azalmasına katkıda bulunun.
•İşlenmiş, ambalajlanmış gıda satın alırken ya da tüketirken mutlaka üretim, tüketim tarihlerini ve içindekiler bölümünü okuyun. Ürünün içinde bilmediğiniz maddeler varsa mutlaka ne olduklarını araştırın.

3.Temizlik
•Temizlik ürünü satın alırken, ne tür temizlik için kullanacağınızı düşünün. Yalnızca gereksiniminiz olan ürünleri satın alın.
•Temizlik ürünü satın alırken konsantre ürünleri tercih etmeniz hem tasarruf sağlar, hem de daha az ambalaj tüketmenize neden olur.Ambalajı geri dönüştürülmüş ürünleri tercih edin.
•Aldığınız ürünü kullanmadan önce, mutlaka kullanma kılavuzunu okuyun.
•Temizlik ürünlerini kesinlikle birbiriyle karıştırmayın.
•Kullanma dozunu etikette belirtildiği kadar ayarlayın. Fazla kullanmak daha iyi temizlik sağlamazken, hem sağlığınıza, hem de çevreye daha çok zarar verir.
•Temizlik ürününü çocukların erişemeyeceği yerlerde saklayın.
•Temizlik ürünlerinin kapaklarını sıkıca kapatın ve hiçbir temizlik ürününü yiyeceklerle aynı dolapta saklamayın.
•Temizlik ürünlerini sonuna kadar kullanın. Ambalajları içinde kalan maddelerle çöpe atmayın.
•Hiçbir temizlik ürününü kendi ambalajından başka bir ambalajda saklamayın.
•Bulaşık makinesine koymadan önce yemek artıklarını iyice temizleyin.
•Yanıcı maddeleri yaşam alanınızdan uzak bir yerde saklayın.
•Temizlik ürünlerini oda sıcaklığında ve kuru bir yerde saklayın.
•Fazla miktarda temizlik ürünü kullanılması gerektiğinde, ortamı iyice havalandırın.
•Bulaşık ve çamaşır makinenizi aşırı doldurmamaya özen gösterirken, tam dolmadan da çalıştırmayın.
•Temizlik ürünlerini her kullanışınızda koruyucu eldiven kullanma alışkanlığı edinin.

4.Enerji
Her tür enerji, elde edilmesinden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçtiği tüm aşamalarda havaya, suya, yaşayan canlılara ya da yok edilmesi sorun olan atıklarıyla çevreye zarar verir.

Hidrolik enerji, nehirlere barajlar kurulmasına, barajlar da nehir kıyısında yaşayan insan topluluklarının başka yerlere göç etmesine ve nehir ekosisteminin çökmesine sebep olur. Rüzgar ve güneş enerjisi santralleri habitatların etkilenmesi ve doğal peyzaj bütünlüğünün bozulması anlamına gelir.

Biyokütle enerjisi temini için kullanılan bitkilerin yetiştirileceği tarlalar, belirli doğal alanların tarım alanına dönüştürülmesine sebep olur. Fosil yakıtların yerini nükleer enerjinin alması, hem nükleer kaza kaygısı, hem de radyoaktif atıkların güvenli biçimde depolanamaması yüzünden olanaksız görünür.

•Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın.
•Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın.
•Floresan ampulleri tercih edin.
•Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar. Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir.
•Suyu ocak yerine elektrikli ısıtıcıda ısıtarak hem daha hızlı sonuç alırsınız, hem de daha az enerji harcarsınız.
•Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın.
•Klimaların filtresini en az ayda bir kez değiştirin.
•Evinizi ısı kaybına karşı yalıtın.
•Eşyalarınızı radyatörleri kapatacak şekilde yerleştirmeyin.
•Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin.
•Klima kullanıyorsanız, doğrudan güneş ışığı almayan yerlere yerleştirin.
•Mutlaka kurşunsuz benzin kullanın. Yüksek performans sağlayan benzin türlerini yeğleyin.
•Otomobil alırken, öncelikle gereksiniminize göre büyüklüğünü belirleyin. Daha sonra da kendi sınıfında yakıt tüketimi en az olan modelleri seçin. Hem siz tasarruf edersiniz, hem de doğaya yararlı olursunuz.
•Evinizde kullandığınız yakıtların düşük kükürt içermesine özen gösterin.
•Günümüzde çalıştırılmadan önce otomobillerin motorlarının ısıtılmasına gerek yoktur.
•Otomobillerde aşırı yük taşımak benzin tüketimini artırır. Taşıma kapasitesini aşmayın.

5.Ulaşım
Ulaşım araçlarının karbondioksit (CO2) emisyonu, sera etkisi yaratan en etkin gazlardandır. Toplam karbondioksit emisyonunun yüzde 80'i ve azot oksitlerin (NOx) emisyonunun yüzde 60'ı kara yolu ulaşımından kaynaklanır.

•Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin.
•Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün.
•Satın alırken kurşunsuz benzin tüketen araçları tercih edin.
•Aracın egzoz emisyon ölçümünü, lastiklerin rot-balans ve hava ayarını düzenli aralıklarla yaptırın.
•Benzin deposunu ağzına kadar doldurtmayın. Depo çok dolu olduğunda benzin buharı sızarak hava kirliliğine sebep olur.
•Dengesiz ve aracın kapasitesinin üzerindeki yüklemeler, daha fazla benzin yakılmasına ve lastiklerin ömrünün azalmasına sebep olur.
•Uzun duraklamalarda aracın kontağını kapatın.
•Kullandığınız fren ve debriyaj balatalarının asbestsiz olmasına dikkat edin. Her fren yaptığınızda balatalardan ya da sürekli kullanım halinde olan debriyaj sisteminden atmosfere karışan asbest, solunum yoluyla akciğerlere gider.
•Aracınızın düzenli bakımını ihmal etmeyin.
•Gereksinim duyduğunuzdan daha büyük araç almayın. Aracınızın hava ve yakıt filtrelerini her zaman temiz tutun.
•Araç kullanırken bütün camları sonuna kadar açmak aracın aerodinamik yapısını bozarak daha fazla yakıt tüketimine sebep olur.
•Patinajlar ve ani frenler hem daha fazla yakıt tüketmenize, hem de lastiklerin ve fren balatalarının aşınmasına sebep olur.
•Satın aldığınız aracın Avrupa Birliği emisyon normlarına uygun bir motora sahip olduğundan emin olun.

6.Ambalaj
Plastik
Plastiğin doğada yok olma süresi bin yıldır. Ham petrol, doğal gaz gibi yenilenemeyen kaynaklar plastik üretimi için azaltılmakta, oluşan zararlı gazlar hava, su ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Plastik yandığında, çok tehlikeli bir madde olan ve sera etkisi yaratan dioksin ortaya çıkar.

Cam
Kullandığımız tüm ürünler içinde yüzde 100 geri dönüştürülebilen ve sonsuz kullanımı olan tek madde camdır. Cam çevreden toplanıp renk ayrımı, temizleme, yıkama ve öğütme işlemlerinden geçtikten sonra yeniden üretime kazandırılır.

Kırık camların eritilmesi ve yeniden değerlendirilmesi, asıl süreçten yüzde 32 daha az enerji kullanılmasını sağlar. Yani, bir tek cam şişe geri dönüştürüldüğünde, 100 Watlık bir ampulü dört saat yakabilecek enerji tasarruf edilmiş olur. Hammadde kullanımı yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen cam, üretimi sırasında neden olunan hava kirliliğini yüzde 20 oranında, su kirliliğini de yüzde 50 oranında azaltır.

Cam ambalajların bir özelliği de cam şişe ve kavanozların yıkanarak tekrar kullanılabilmesidir. Bunlar toplandıktan sonra fabrikada yıkanır ve tekrar doldurulurlar. Bir cam şişe ortalama 20 kez kullanıldıktan sonra geri dönüştürülür.

Kağıt
Kağıdın hammadesi olan selüloz lifi, odun, pamuk, şeker kamışı ve kullanılmış kağıttan elde edilir. Avrupa'da atık kağıt tüm kağıt üretiminin yüzde 65'ini karşılamaktadır.

Kullanımdan geri dönen atık kağıtlar, mürekkepten arındırma ve beyazlatma gibi birtakım işlemlerden geçirilir. Üretilen kağıdın, en iyi koşullarda ancak yüzde 40'ı geri dönüştürülebilmektedir.

İş dünyasının yazı kağıtları ve fotokopilerden yılda yaklaşık 1 milyon ton atık kağıt ürettiği tahmin edilmektedir.

Yüzde 100 geri dönüşümlü kağıttan üretilmiş bir ton kağıt, 17 ağaç, 4100 kws enerji ve yaklaşık 26.5 m3 suyun tasarruf edilmesi demektir. Geri dönüşümlü liften üretilmiş kağıt, hava kirliliğini yüzde 74, su kirliliğini yüzde 35, enerji sarfiyatını yüzde 28 oranında azaltmaktadır. Ancak bir süre sonra lifleri parçalanarak kullanılmaz hale geldiği için kağıt atıklarının geri dönüşümü sınırlıdır.

Metal
Bugün konserve, reçel, hayvan mamaları, tatlılar, çaylar, kahveler, meşrubatlar ve spreyler gibi birçok ürünün saklanmasında metal ambalajlar kullanılmaktadır.

Evsel atıkların yüzde 5'ini oluşturan metal ambalajların çöpe atılması, çok büyük miktarda hammadde ve enerji kaybına sebep olur. Metal ambalajların geri dönüştürülmesi, kok kömürü, kireçtaşı ve demir cevheri çıkartılmasının üzerindeki yükü ve çöp dağlarında kapladıkları yeri azaltmaktadır.

Bir ton kalay kaplı çeliğin geri dönüştürülmesi sonucu 1.5 ton demir cevheri ve 0.5 ton kok kömüründen tasarruf edilmektedir. Hammadde olarak demir cevheri kullanmak yerine metal ambalajların geri dönüştürülmesi enerji sarfiyatını yüzde 70, hava kirliliğini yüzde 30 ve su kirliliğini yüzde 60-70 azaltır.

Aluminyum

Değerli olması ve çok kolay işlenmesi, alüminyumun geri dönüşümünü kolaylaştırmıştır. Bugün, tüm dünyada dakikada yaklaşık 108 bin alüminyum kutu geri dönüştürülmektedir. Orijinal hammadde kullanmak yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen her bir alüminyum kutunun üretiminde yüzde 95 daha az enerji harcanmaktadır.

•Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
•Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
•Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
•Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
•Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
•Büyük boy ürünleri kullanın. Hacmi fazla ürünler hem daha fazla kulanım hem de daha az ambalaj tüketimi demektir.
•Şişe ve kavanoz gibi cam saklama ürünlerini tekrar kullanın.
•Atmak istediğiniz cam malzemeleri organik çöplerle birlikte atmayın. Biriktirip en yakınınızdaki cam kumbaralarına atın.
•Cam şişe ve kavanozları atarken renklileri ve renksizleri ayırın. Metal kapakları çıkartın.
•Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
•Çocuklara oyuncak alırken dayanıklı olmasına dikkat edin. Oyuncaklar bozulduklarında çöpe giderler ve geri dönüşümleri çok zordur.
•Hediye olarak sevdiklerinize bir çevre örgütünün üyeliğini verin.

7.Sağlık
•Doğru ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinin.
•Doğal yöntemlerle üretilmiş, ekolojik sebze ve meyvelerle beslenmeye özen gösterin.
•Düzenli spor yapın.
•UVA ve UVB ışınlarının zararlarından korunmak için mutlaka filtreli güneş gözlüğü kullanın.
•Güneşe çıkarken mutlaka koruyucu güneş gözlüğü kullanın.
•Sigara içmeyin, sigara içilen ortamlardan olabildiğince uzak durun.
•Evde kullandığınız boya incelticileri, temizlik malzemeleri gibi çözücülerin kapaklarını işiniz bittiğinde sıkıca kapatın. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı zararlı maddeler buharlaşarak havaya karışır ve sağlığınızı ciddi olarak tehdit eder.
•Hastalandığınızda doğru ilacı, doğru zamanda, gerektiği miktarda kullanın. Doktor önerisi dışında ilaç kullanmayın.
•İlaçları ve aşıları uygun sıcaklıkta saklayın. Kullanmadan önce prospektüsleri okuyun.
•Son kullanma tarihi geçen ilaçların çöpe atılması çevre açısından tehlike yaratır. Bu ilaçlar usulüne uygun olarak paketlenerek Belediye Sağlık İşleri'nin denetiminde ortadan kaldırılmalıdır.

8.Bilgisayar ve ofis malzemeleri
Bilgisayar, yaklaşık 24 kiloluk bir metal, plastik, cam ve silikon yığınıdır. Bir tek bilgisayarda bulunan yongaları üretmek için 12 ton su tüketilir. Bütün bir bilgisayarın üretimindeyse yaklaşık 33 ton su, 1 kg bakır, 700 çeşit kimyasal madde kullanılır, 2300 kws enerji harcanır ve 63 kg çöp ortaya çıkar.

•Evinize ya da iş yerinize alacağınız bilgisayarın, yazıcının ya da fotokopi makinesinin, hem şimdiki hem de gelecekteki gereksinimlerinizi karşılayacak nitelikte olmasına özen gösterin.
•Elektrik tüketimi benzerlerine göre daha düşük modelleri satın alın.
•Aldığınız bilgisayarın ya da ambalajın, CD, disket, toner, kartuş vb. ofis gereçlerinin geri dönüşümlü malzemeden üretildiğinden emin olun.
•Geri dönüşümlü kağıt kullanabilen yazıcıları yeğleyin.
•Bilgisayardaki metinlerden kağıt çıktısı almaktan vazgeçin. Bu konuda ısrar eden kişilerin de bundan vazeçmesini sağlamaya çalışın.
•Yazılı haberleşme yerine elektronik haberleşmeyi, kağıt kullanarak faks çekme yerine bilgisayarla faks çekmeyi ya da e-posta göndermeyi, belgeleri fotokopiyle çoğaltmak yerine elektronik ortamda iletimini tercih ederek kağıt kullanımını en aza indirin.
•İş yerinde yazıcıları olabildiğince paylaşın.
•Kullanmadığınız zamanlarda bilgisayarınızı ve tüm ofis gereçlerini kapatın. Bekleme konumunda da enerji tüketimi önemli düzeydedir.
•Yazıcı ve fotokopi makinelerinde, üreticinin önerdiği kağıt ve diğer tüketim malzemelerini kullanın. Yanlış malzeme, gerecin bozulmasına sebep olabilir.
•Kullanmayacağınız bilgisayarları atmayın, Türkiye'de bilgisayarla henüz tanışmamış daha pek çok okul olduğunu unutmayın.

9.Kozmetik
•Kozmetik ürünlerin bulunduğu şişe, kutu vb. kapaklarını sıkıca kapatın.
•Güneş, kozmetiklerin içindeki koruyucuların bozulmasına sebep olur. Kozmetiklerinizi güneşte ve sıcak ortamlarda bırakmayın.
•Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur.
•Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın.
•Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın.
•Hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri satın almayın.
•Geri dönüşümlü ambalajı olan ürünleri tercih edin.
•Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun.
•CFC içeren spreyleri kesinlikle kullanmayın. Ozon tabakasına zarar vermeyen ürünleri tercih edin.
•Makyaj malzemelerinizi başkalarıyla ortak kullanmayın. Mikrop bulaşabilir.
•Temizliğinden emin olmadığınız parfümerilerdeki deneme ürünlerini kullanmayın.
•Göz makyajı ürünlerinizi 3-4 ayda bir değiştirin.
•Araba kulanırken asla göz makyajı yapmaya çalışmayın.
•Enfeksiyon durumunda, durumu farkettiğiniz anda ürünü kullanmayı bırakın. O ürünü bir daha kullanmayın, atın.
•Ürünü kullanmayı bıraktıktan sonra, ciltte oluşan sorunlar devam ederse, bir cilt doktoruna gidin.
•"Dermatolojik olarak test edilmiştir", "hipoalerjenik", "doğal ürünler içerir" gibi yazılara dikkat edin ve bu tür ürünleri almaya çalışın.
•Güneşe çıkarken, mutlaka yüksek koruma faktörlü kremler kullanın.
•Alfa hidroksil asit (AHA) içerikli kremleri almadan önce cildinizin küçük bir bölümünde deneyin.
•AHA içerikli ürünler güneşin etkisini artırmaktadır. AHA içerikli bir ürün kullanıyorsanız, güneşe mümkün olduğu kadar az çıkın, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanın.
•Saçlarınızı boyatmadan 24 saat önce dirseğinizin iç tarafına çok az miktarda boyayı sürerek deneyin. Saç boyaları birçok kişide alerjik tepkilere yol açmaktadır.
•Manikür sırasında, tırnakları çevreleyen deriyi kesmeyin ve itmeyin. Bu deriler, tırnağı oluşturan hücreleri korumakta ve enfeksiyonu engellemektedir.
•Yapay tırnak kullanmayın. Uzun süre yapay tırnak kullanımı tırnakların ince, donuk ve kırılgan olmasına neden olur.

10.Zehirli kımyasallar
Oturma ve yatak odasında
•Sentetik halılar, sentetik köpüklerden yapılan şilteler ve döşemeler, köpük, lateks ya da plastik malzemeden yapılan örtüler kullanmayın, bunlar uçucu organik kimyasallar (VOC) yayar. Yün, pamuk, jüt gibi organik doğal liflerden üretilmiş halıları tercih edin.
•Halı yerine ahşap, seramik ya da mantar taban malzemelerini tercih edin.
•Ürünlerde bulunan, brom içeren yanmayı önleyici maddelere kısıtlama getiren TCO 95 etiketi taşıyan bilgisayarları ve monitörleri alın.
•Eğer hamileyseniz, halı kaplatma ya da önceden kaplanmış halıları kaldırtma, badana-boya işleri yaptırmayın.
•Oda spreyleri ve koku yayıcılar yerine temiz havayı yeğleyin, pencerelerinizi açın! Bunu yapamıyorsanız, bir kase kabartma tozu gibi doğal koku gidericileri ya da vazo çiçekleri kullanın.
•Kuru temizlemeden olabildiğince uzak durun. Makinede yıkanabilen kumaşları tercih edin.
•Yatak odanızda televizyon, bilgisayar, video gibi elektronik aletler bulunmamasına özen gösterin.

Çocuk bakımında
•İçeriğinde polikarbonat bulunan biberonları satın almayın. Piyasadaki biberonların çoğu, bisfenol A içeren polikarbonattan yapılmıştır. Bisfenol A, biberonun içindeki sıvıya geçebilen, hormon sistemine zarar verici bir kimyasaldır. Biberonun ambalajındaki PC7 yazısı ya da geri dönüşüm üçgeni içindeki 7 rakamı, ürünün içeriğinde polikarbonat kullanıldığını belirtir.
•Eskimiş biberonları kullanmayın.
•Çocukların iki yıldan daha eski PVC oyuncaklarla oynamasına izin vermeyin.
•Çocuklar için plastik logo taşımayan ve kimyasal işlemden geçmemiş giysileri tercih edin.

Banyoda
•Sentetik kokulu kozmetikleri kullanmak yerine, doğal ürünlerden yapılmış, kokusuz kozmetikleri kullanın.
•Triklosan içeren diş fırçalarını, diş macunlarını ve ağız sularını kullanmayın.
•Tehlikeli kokuları ve uçucu organik kimyasalları emebilen vinil yer malzemesinden uzak durun.
•Klorinle ağartılmış kağıt bazlı temizlik ürünlerini kullanmayın.
•Ürünlerinde phthalates kullanılmadığını belirten markaları tercih edin.
•İçinde böcek öldürücü bulunan bit şampuanlarını kullanmayın. Bunlar tümüyle zehirli kimyasallardır. Plastik bit tarağı kullanarak, saçları ıslakken tarayın.

Mutfakta
•Taze meyve ve sebzeleri iyice yıkamadan ve soymadan yemeyin.
•Konserve gıdalardan uzak durun.
•Triklosan içeren plastik kesme tahtalarını, bulaşık bezlerini, süngerleri, deterjanları, sabunları ve dezenfektanları kullanmayın.
•Streç film kullanmayın.
•Ambalajında PVC3 ve PC7 yazılarını ya da geri dönüşüm üçgeni içinde 3 ve 7 sayılarını gördüğünüz ürünleri almayın.
•Taze, organik gıdaları işlenmiş gıdalara tercih edin.
•Su filtresi kullanın.
•Yağ oranı yüksek yiyeceklerin tüketimini en aza indirin.
•Ton balığı gibi yağ oranı yüksek balıklar, yüksek düzeyde kimyasal madde içerebilir. Bu durum özellikle çocuklar, hamile kadınlar, hamile kalmayı planlayan ya da bebek emziren kadınlar için zararlıdır.